Yüksek seçim kurulunun BDP milletvekili adaylarını veto etmesi sonucu bu duruma tepki gösteren kürt halkına AKP imamın ordusuyla tavizsiz saldırıyor.
Türkiye'de veto krizi çözüldü ancak Bismil'de çıkan çatışmada polisin saldırısı sonucu bir kişi hayatını kaybetti. Başbakan Kürt halkının hakkını aramasına, polisin tavizsiz saldırısına karşı en ufak bir açıklama yapmayıp sessiz kalmayı tercih ediyor. Ancak başbakanın seslerini mahallemizde hissedebiliyoruz.Üç gündür Okmeydanı sokaklarını abluka altına alan AKP’nin polisi, insanlara keyfi yere kimlik kontrolü uygulaması yapıyor, gençleri tokatlıyor, bizlere sokağımızda oturduğumuz için "ne bekliyorsunuz burda" diyerek mahallemizde terör estiriyor...
Pardon ama bu soruyu bizim sormamız gerekmiyor mu!... NE BEKLİYORSUNUZ MAHALLEMİZDE?
İnsanları keyfi yere kimlik kontrolüne tutan polis yozlaştırma, ajanlaştırma, sorgulama politikalarıyla mahalle halkını cezalandırmaya çalışıyor.En ufak bi olayda bütün mahalleyi biber gazına boğmaktan geri kalmıyor... "Ne bekliyorsunuz burda s...tirin gidin evinize" sorusuna karşılık, siz neden bekliyorsunuz kendi mahallemizde rahat rahat gezemeyecek miyiz cevabını alan polisler derslerini çok iyi çalışmışlar, başlıyorlar acitasyona..."Sizin evinize molotof atmasınlar diye, sizin güvenliğinizi sağlamak için, mahallenizde rahat rahat dolaşabilmeniz için geliyoruz buraya, güvenin bize..."
Nasıl ve neyinize güveneceğiz biz sizin, ve iktidarınızın?
Kürt açılımı yapıyorum diyeceksin, sonra ileri demokrasi adı altında kck operasyonlarıyla belediye başkanlarını alacaksın. Kürt açılımı yapıyorum diyeceksin kürt halkını temsil eden milletvekili adaylarını veto edeceksin. Alevi açılımı diyip Maraş'ın failleriyle bizleri aynı masaya oturtmaya çalışacaksın. Alevi açılımı deyip cem evlerine cümbüş evi diyeceksin, Madımak otelini müze yapmayacaksın. Darbecilerle hesaplaşıyoruz diyip Erdal Erenin adını anıp ağlayacaksın, sonra yine ileri demokrasi adı altında Mahir Çayan anmasına katıldığı için gençleri hapse atacaksın. Davos’da İsraile "van münit" diyip, ikili anlaşmalara devam edeceksin, Mübareğe halkın sesine kulak ver diyip, kendi halkının üzerine İsrail'den aldığın uçaklarla bombalar yağdıracaksın...
Sizlere güvenmiyoruz, mahallemizde polis istemiyoruz...
Türkiye'de veto krizi çözüldü ancak Bismil'de çıkan çatışmada polisin saldırısı sonucu bir kişi hayatını kaybetti. Başbakan Kürt halkının hakkını aramasına, polisin tavizsiz saldırısına karşı en ufak bir açıklama yapmayıp sessiz kalmayı tercih ediyor. Ancak başbakanın seslerini mahallemizde hissedebiliyoruz.Üç gündür Okmeydanı sokaklarını abluka altına alan AKP’nin polisi, insanlara keyfi yere kimlik kontrolü uygulaması yapıyor, gençleri tokatlıyor, bizlere sokağımızda oturduğumuz için "ne bekliyorsunuz burda" diyerek mahallemizde terör estiriyor...
Pardon ama bu soruyu bizim sormamız gerekmiyor mu!... NE BEKLİYORSUNUZ MAHALLEMİZDE?
İnsanları keyfi yere kimlik kontrolüne tutan polis yozlaştırma, ajanlaştırma, sorgulama politikalarıyla mahalle halkını cezalandırmaya çalışıyor.En ufak bi olayda bütün mahalleyi biber gazına boğmaktan geri kalmıyor... "Ne bekliyorsunuz burda s...tirin gidin evinize" sorusuna karşılık, siz neden bekliyorsunuz kendi mahallemizde rahat rahat gezemeyecek miyiz cevabını alan polisler derslerini çok iyi çalışmışlar, başlıyorlar acitasyona..."Sizin evinize molotof atmasınlar diye, sizin güvenliğinizi sağlamak için, mahallenizde rahat rahat dolaşabilmeniz için geliyoruz buraya, güvenin bize..."
Nasıl ve neyinize güveneceğiz biz sizin, ve iktidarınızın?
Kürt açılımı yapıyorum diyeceksin, sonra ileri demokrasi adı altında kck operasyonlarıyla belediye başkanlarını alacaksın. Kürt açılımı yapıyorum diyeceksin kürt halkını temsil eden milletvekili adaylarını veto edeceksin. Alevi açılımı diyip Maraş'ın failleriyle bizleri aynı masaya oturtmaya çalışacaksın. Alevi açılımı deyip cem evlerine cümbüş evi diyeceksin, Madımak otelini müze yapmayacaksın. Darbecilerle hesaplaşıyoruz diyip Erdal Erenin adını anıp ağlayacaksın, sonra yine ileri demokrasi adı altında Mahir Çayan anmasına katıldığı için gençleri hapse atacaksın. Davos’da İsraile "van münit" diyip, ikili anlaşmalara devam edeceksin, Mübareğe halkın sesine kulak ver diyip, kendi halkının üzerine İsrail'den aldığın uçaklarla bombalar yağdıracaksın...
Sizlere güvenmiyoruz, mahallemizde polis istemiyoruz...
İstanbul’un emekçi mahallerinden Okmeydanı’ndan bildiriyorlar. Yaptıkları haberler kendi internet sitelerinde yayınlanıyor, facebook gruplarında dolaşıyor kimi zamansa Halkın sesi sayfalarında yerini buluyor. Okmeydanı’ndaki Halk Medya çalışması bildiğimiz medya kavramını baş aşağı çeviriyor.
Okmeydanı Halkevi bünyesinde kurulan Halk Medya atölyesi son dönemlerde yürüttüğü faaliyetlerle büyük medyanın haber ve habercilik anlayışını alt üst etti! Egemenlerin medyasına yani ‘ana akım’ medyaya karşı halkın öz iletişim kanalarını oluşturmayı amaçlayan atölye çalışması kapsamında bugüne dek Okmeydanı’yla ilgili onlarca haber hazırlandı, bir fanzin ve internet sitesi yayın hayatına başladı. Atölye şimdilerde yeni araçlarla daha da fazla kişiye değmeye hazırlanıyor.
Atölyenin kuruluşu iki yıl öncesine dayanıyor. İşçi, işsiz ve öğrenci gençlerin oluşturduğu katılımcılar daha önce hiç denenmemiş bir çalışmanın heyecanıyla bir araya geldiler. Mevcut medyadan dertliydiler, kendi sorunlarını daha fazla ifade etmek, bunları daha fazla görünür kılmak istiyorlardı. Kafalarında onlarca soru vardı. Bir şeyin haber değeri taşıması için ne gerekirdi? Örneğin Okmeydanı’nda bir hak arama eyleminin bu değere sahip olması için için polisin saldırması mı gerekliydi? Başka bir şey yapmak istiyorlar ancak bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlardı, dahası önceden hiçbiri haber yazmamıştı. İşe, Halkevleri İletişim Hakkı Atölyesi’nin hazırladığı ‘Hak Mücadeleleri İçin Medya Kılavuzu’ okumaları ve Atölye’den eğitmenlerin katıldığı alternatif bir eğitim programıyla başladılar. Bir yandan eleştirel bir gözle mevcut medya ve habercilik anlayışının eleştirisini kurarken bir yandan da kendilerinin ihtiyaçlarını ortaya koydular. Zamanla bu çizgide alternatif bir anlayışla haber yazma tekniklerinden haber fotoğrafçılığına oradan kamera kullanımına birçok temel bilgiyi edindiler. Eğitimin parçası olarak daha ilk dersten itibaren haber yazmaya başladılar. Olay odaklı habercilik anlayışına inat kimi zaman köşe başlarında bekleyen gençlik gruplarını, kimi zaman bakkalların sorunlarını, kimi zaman rantsal dönüşüm projelerini, kimi zaman polis şiddetini, kimi zamanda okullarındaki bir öğretmenin öğrencilere dayak atmasını yazdılar. Yazdıkça yazıları değişti, gelişti. Yazdıkça yaşamlarındaki sorunları daha iyi algılar oldular, onlara çözüm üretme yetilerini artırdılar. Yazdıkça ve yazdıklarını paylaştıkça yalnız olmadıklarını daha iyi anladılar. Haberlerini her hafta toplantıda paylaşmalarıyla sorunlarıyla ilgili daha fazla ortak akıl yürütmeye başladılar. Yazdıkları, Okmeydanı dışında da okundukça seslerini kamuoyuna daha fazla duyurur, deneyimlerini daha fazla paylaşır oldular.
Halk Medya çalışmasına katılanlar yepyeni bir iletişim anlayışı doğrultusunda bir ilk adım atmış durumdalar. Onlar artık ana akım medyadan mahallelerindeki sorunları haber yapmalarını beklemiyor, bunu bizzat kendileri yapıyorlar. “Bunun için üniversite mezunu olmamıza, gazeteci olmamıza, profesyonel kameralarımızın olmasına gerek yok” diyorlar. Fotoğraflarını, videolarını çoğu kez cep telefonlarıyla çekiyorlar. Yazılarını, bilgisayar ve internet bağlantısı kimde varsa onun evinde yazıyorlar. Okmeydanı Halk Medya Atölyesi bugünlerde çalışmayı bir adım daha ileri taşımak için harekete geçmiş durumda. Amaç daha fazla insana ulaşmak, ulaştıkları insanları kendi sorunlarını haberleştirmeleri yolunda teşvik etmek, Okmeydanı mahallesinin sesi olabilmek. Bu nedenle www.okmeydanininsesi.blogspot.com adresini yenilediler, facebook ve twitter’dan yayına başladılar. Haberlerin basılı halinin de insanlara ulaşabilmesi için mahallenin en işlek noktalarından birine bir pano ve dileyenlerin haberlerini atabilecekleri bir de kutu koydular.
En büyük hayalleriyse tüm ezilenlerin mahallelerinden işyerlerlerine oradan vadilerine tüm yaşam alanlarında kendi habercilik kanallarını yaratmaları ve bunların birgün bir araya gelmesiyle halkın kendi medyasını oluşması. (Not: Bu haberin kendisi de Atölye tarafından hazırlanmıştır)
Okmeydanı Halkevi bünyesinde kurulan Halk Medya atölyesi son dönemlerde yürüttüğü faaliyetlerle büyük medyanın haber ve habercilik anlayışını alt üst etti! Egemenlerin medyasına yani ‘ana akım’ medyaya karşı halkın öz iletişim kanalarını oluşturmayı amaçlayan atölye çalışması kapsamında bugüne dek Okmeydanı’yla ilgili onlarca haber hazırlandı, bir fanzin ve internet sitesi yayın hayatına başladı. Atölye şimdilerde yeni araçlarla daha da fazla kişiye değmeye hazırlanıyor.
Atölyenin kuruluşu iki yıl öncesine dayanıyor. İşçi, işsiz ve öğrenci gençlerin oluşturduğu katılımcılar daha önce hiç denenmemiş bir çalışmanın heyecanıyla bir araya geldiler. Mevcut medyadan dertliydiler, kendi sorunlarını daha fazla ifade etmek, bunları daha fazla görünür kılmak istiyorlardı. Kafalarında onlarca soru vardı. Bir şeyin haber değeri taşıması için ne gerekirdi? Örneğin Okmeydanı’nda bir hak arama eyleminin bu değere sahip olması için için polisin saldırması mı gerekliydi? Başka bir şey yapmak istiyorlar ancak bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlardı, dahası önceden hiçbiri haber yazmamıştı. İşe, Halkevleri İletişim Hakkı Atölyesi’nin hazırladığı ‘Hak Mücadeleleri İçin Medya Kılavuzu’ okumaları ve Atölye’den eğitmenlerin katıldığı alternatif bir eğitim programıyla başladılar. Bir yandan eleştirel bir gözle mevcut medya ve habercilik anlayışının eleştirisini kurarken bir yandan da kendilerinin ihtiyaçlarını ortaya koydular. Zamanla bu çizgide alternatif bir anlayışla haber yazma tekniklerinden haber fotoğrafçılığına oradan kamera kullanımına birçok temel bilgiyi edindiler. Eğitimin parçası olarak daha ilk dersten itibaren haber yazmaya başladılar. Olay odaklı habercilik anlayışına inat kimi zaman köşe başlarında bekleyen gençlik gruplarını, kimi zaman bakkalların sorunlarını, kimi zaman rantsal dönüşüm projelerini, kimi zaman polis şiddetini, kimi zamanda okullarındaki bir öğretmenin öğrencilere dayak atmasını yazdılar. Yazdıkça yazıları değişti, gelişti. Yazdıkça yaşamlarındaki sorunları daha iyi algılar oldular, onlara çözüm üretme yetilerini artırdılar. Yazdıkça ve yazdıklarını paylaştıkça yalnız olmadıklarını daha iyi anladılar. Haberlerini her hafta toplantıda paylaşmalarıyla sorunlarıyla ilgili daha fazla ortak akıl yürütmeye başladılar. Yazdıkları, Okmeydanı dışında da okundukça seslerini kamuoyuna daha fazla duyurur, deneyimlerini daha fazla paylaşır oldular.
Halk Medya çalışmasına katılanlar yepyeni bir iletişim anlayışı doğrultusunda bir ilk adım atmış durumdalar. Onlar artık ana akım medyadan mahallelerindeki sorunları haber yapmalarını beklemiyor, bunu bizzat kendileri yapıyorlar. “Bunun için üniversite mezunu olmamıza, gazeteci olmamıza, profesyonel kameralarımızın olmasına gerek yok” diyorlar. Fotoğraflarını, videolarını çoğu kez cep telefonlarıyla çekiyorlar. Yazılarını, bilgisayar ve internet bağlantısı kimde varsa onun evinde yazıyorlar. Okmeydanı Halk Medya Atölyesi bugünlerde çalışmayı bir adım daha ileri taşımak için harekete geçmiş durumda. Amaç daha fazla insana ulaşmak, ulaştıkları insanları kendi sorunlarını haberleştirmeleri yolunda teşvik etmek, Okmeydanı mahallesinin sesi olabilmek. Bu nedenle www.okmeydanininsesi.blogspot.com adresini yenilediler, facebook ve twitter’dan yayına başladılar. Haberlerin basılı halinin de insanlara ulaşabilmesi için mahallenin en işlek noktalarından birine bir pano ve dileyenlerin haberlerini atabilecekleri bir de kutu koydular.
En büyük hayalleriyse tüm ezilenlerin mahallelerinden işyerlerlerine oradan vadilerine tüm yaşam alanlarında kendi habercilik kanallarını yaratmaları ve bunların birgün bir araya gelmesiyle halkın kendi medyasını oluşması. (Not: Bu haberin kendisi de Atölye tarafından hazırlanmıştır)


Che Guevera ölümünün 43.yılında Okmeydanı'nda yapılan bir etkinlikle anıldı.9 Ekim günü yapılan anma etkinliği liseli genç umutun ve mahalleden gençlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Anma meşaleli yürüyüşle başladı. Yürüyüş sırasında yapılan konuşmalarla Che'nin bugünün devrimci mücadelesi için ne anlam ifade ettiği anlatıldı.'Umut yürek isyan Ernesto'ya bin selam, Gençlik ayağa Deniz Mahir olmaya, Yaşasın halkların kardeşliği, Yaşasın halkın hakları mücadelemiz' sloglarının atıldı. Anma etkinliğinin ikinci bölümü halkevinde yapıldı. Etkinliğin bu kısmında Che'nin hayatını anlatan bir sinevizyon gösterimi ile şiir ve müzik dinletisi yapıldı. Etkinliğe 40 civarı genç katıldı.
Okmeydanı Sibel Yalçın Parkı’nda Halk Cephesinin açtığı standa polis müdahale etti.
Cumartesi(11 eylül)akşam 9 sularında çevik kuvvet ve sivil polislerden oluşan akrep denilen zırhlı araçlarla mahalleye inen polis ordusu önce kimlik kontrolü yapmak istediler sonrasında stanttı toplamaya çalıştılar. Direnişle karşılaşan polisler biber gazı kullanarak masaları dağıttılar. Mahallelilerin ve diğer devrimci kurumların tepkisiyle karşılaşan çevik kuvvet polisleri mahalleden çekildi ancak akrep denilen zırhlı araçla yaşanan kovalamaca gecenin geç saatlerine kadar sürdü.
Mahalleye müdahale etmek için fırsat kollayan polis haftalardır açılan ve mahallede olumlu da karşılanan standa müdahale bahanesiyle mahalleye girdi. Müdahale sırasında parkta bulunan ve balkonlara çıkan vatandaşlar polise tepki gösterdiler. Polis henüz parktan çekilmemişken Okmeydanı sokaklarında bir araya gelen devrimciler polise karşı direnişe geçtiler. Devrimcilerin bir araya gelmesini engellemek için kitle içine son sürat dalan akrep biber gazı ve plastik mermilerle saldırdı. Polisin bu çabasına rağmen bir araya gelen devrimciler halka yaşananları anlatarak mahalleyi gezdiler. Yapılan konuşmalarda polisin mahalleye neden saldırdığı, AKP demokrasisi anlatılırken mahalle halkı polise karşı tepki göstermeye çağrıldı.
Okmeydanı sokakları yeniden ‘Yaşasın devrimci dayanışma, Faşizme karşı omuz omuza’ sloganlarıyla inerken polis devrimcilerin öfkesinden nasibini aldı. Akrep denen araç her karşı karşıya gelindiğinde taşlandı. Yaşanan çatışmada birçok devrimci plastik mermilerin hedefi haline geldi. Kovalamaca sırasında Okmeydanı halkı kapılarını devrimcilere açtı, yoldan geçenler polisin nerde olduğu hakkında bilgi verdi. Gece geç saatlere kadar süren çatışma sonrası polis mahalleden çekilirken devrimciler kontrollü bir şekilde dağıldılar.
Cumartesi(11 eylül)akşam 9 sularında çevik kuvvet ve sivil polislerden oluşan akrep denilen zırhlı araçlarla mahalleye inen polis ordusu önce kimlik kontrolü yapmak istediler sonrasında stanttı toplamaya çalıştılar. Direnişle karşılaşan polisler biber gazı kullanarak masaları dağıttılar. Mahallelilerin ve diğer devrimci kurumların tepkisiyle karşılaşan çevik kuvvet polisleri mahalleden çekildi ancak akrep denilen zırhlı araçla yaşanan kovalamaca gecenin geç saatlerine kadar sürdü.
Mahalleye müdahale etmek için fırsat kollayan polis haftalardır açılan ve mahallede olumlu da karşılanan standa müdahale bahanesiyle mahalleye girdi. Müdahale sırasında parkta bulunan ve balkonlara çıkan vatandaşlar polise tepki gösterdiler. Polis henüz parktan çekilmemişken Okmeydanı sokaklarında bir araya gelen devrimciler polise karşı direnişe geçtiler. Devrimcilerin bir araya gelmesini engellemek için kitle içine son sürat dalan akrep biber gazı ve plastik mermilerle saldırdı. Polisin bu çabasına rağmen bir araya gelen devrimciler halka yaşananları anlatarak mahalleyi gezdiler. Yapılan konuşmalarda polisin mahalleye neden saldırdığı, AKP demokrasisi anlatılırken mahalle halkı polise karşı tepki göstermeye çağrıldı.
Okmeydanı sokakları yeniden ‘Yaşasın devrimci dayanışma, Faşizme karşı omuz omuza’ sloganlarıyla inerken polis devrimcilerin öfkesinden nasibini aldı. Akrep denen araç her karşı karşıya gelindiğinde taşlandı. Yaşanan çatışmada birçok devrimci plastik mermilerin hedefi haline geldi. Kovalamaca sırasında Okmeydanı halkı kapılarını devrimcilere açtı, yoldan geçenler polisin nerde olduğu hakkında bilgi verdi. Gece geç saatlere kadar süren çatışma sonrası polis mahalleden çekilirken devrimciler kontrollü bir şekilde dağıldılar.




Okmeydanı Halkevi'nde bir aydır devam eden yaz okulu 21 Ağustos Cumartesi günü 20.30'da Sibel Yalçın Parkı'nda yapılan üçüncü çocuk şenliğiyle sona erdi. Pınar Sağ ve Tolga Sağ'ın da konuk sanatçı olarak katıldıkları şenliğe bin beş yüze yakın Okmeydanı'lı katılırken çocukların üretimleri göz doldurdu. Okmeydanı Halkevi Müzik Atölyesi'nin şarkılarıyla başlayan şenlikte sahneye sırasıyla çocuk halkoyunları ekibi, çocuk tiyatrosu, Pınar Sağ, Tolga Sağ, çocuk dans ekibi ve çocuk korosu çıktı. Öğrenci Kolektifleri'nden Sultan ve İstanbul Halkevi Başkanı Nuri Günay'ın da gündem konuşmaları yaptıkları şenlik geç saatlere kadar devam etti.
Gün boyu şenlik...
Çocuklar sabah saatlerinden itibaren Halkevi'ne gelmeye başladılar. Dillerinden koro şarkıları günboyu düşmedi. Öğleden sonra sahnede son provalar yapıldı. Günboyu süren şenlik hazırlıkları sırasında mahallenin tüm çocuklarının gözü Halkevi'ndeydi. Şenlik saati yaklaşırken Halkevi'ne gelen anne babalar da şenlikte satılması için hazırladıkları pasta ve çöreklerle Halkevi mutfağını doldurdular.
Şenlik alanı ise başlama saatinden yarım saat önce dolmaya başladı. Şenlik Okmeydanı Müzik Atöyesi'nin şarkılarıyla başladı. Çalışmalarına yaz okulu ile başlayan ve yaz okulundan sonra da devam edecek olan atölye ilk kez çıktığı sahnede seyircilerin beğenisini topladı. Türkülerden oluşan program yarım saat sürdü.
Okumuş İnsan Okmeydanı'ndaydı
Müzik Atölyesi'nin ardından Halkevci ablalarıyla birkilkte sahneye çıkan minik sunucular şenlik programını anlatıp Öğrenci Kolektifleri'nden Sultan Hocaları'nı şu sözlerle sahneye davet ettiler:
''Okumuş insan halkın yanındanır'' diyerek çıktılar yola...Bu bir ayı Okmeydanı'nda çocuklarla geçirdiler. Onları AKP'li bakanlara attıkları yumurtalardan tanıyoruz, metrobüs zamlarına karşı beraber atladık turnikeden. Onlar bu ülkenin aydın devrimci üniversitelileri. -Öğrenci Kolektiflerinden Sultan Hocamızı konuşmasını yapmak üzere sahneye davet ediyoruz."
Öğrenci Kolektifleri'nden "Sultan hoca" 15 mahallede 1500 çocuğa yaz okulu kurduklarını, bugüne kadar öğrendikleri birçok şeyi; bilimi, sanatı halkla paylaşmaya geldiklerini söyledi ve 'Çünkü üniversiteliyiz, üniversitelinin temel görevi halkın yanında olmaktır.' diyen Sultan 'Bugün Tayyip Erdoğan ise sahte gözyaşları ile halkı kandırmaya çalışıyor. Bu anayasa da daha fazla yoksulluk ve sömürü anayasasıdır. Halkımızla birlikte mücadele etmeye AKP anayasasına HAYIR demeye, haklarımızın yer aldığı, Alevilerin-Kürtlerin haklarının yer aldığı, eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin ülkesini kurana kadar mücadele edeceğiz' dedi.
Öğrenci Kolektiflerinin konuşmasının ardından Karadeniz figürleriyle halk oyunları ekibi sahneye çıktı. Trabzon horonu ve kolbastı figürleri sergileyen çocuklar çok beğenildi. Halkoyunlarının ardından 'Mutsuz Prenses' isimli oyunla sahneye çıkan tiyatrocu çocuklar kıyafetleriyle ilgi toplarken, zaman zaman heyecanlansalar da teknik eksiklikler olsa da yarım saate yakın bir süre dikkati üzerlerinde toplamayı başardılar.
Yalana Talana AKP'ye Hayır
Tiyatro gösteriminin ardından sahneye çıkan İstanbul Halkevi Başkanı Nuri Günay bir konuşma yaptı. Konuşmasında yapılan kampanyanın önemine değinen Günay, referandum konusunda da “Çocuklarımızın geleceği için, insanca bir yaşam için bu anayasaya HAYIR diyoruz. Çünkü bu anayasa yalan ve talan anayasasıdır” dedi. Okmeydanı'nda toplanan bu insanların barış ve kardeşliğin nasıl mümkün olduğunu gösterdiğini söyleyen Günay her yerin Okmeydanı olması temennisiyle konuşmasını bitirdi.
Ve Sahnede Pınar ve Tolga Sağ
'Umudu yarınlara taşıyoruz. Eşit, özgür barış içinde yaşanılan bir ülkeyi birlikte kuracağız. Bu yolda bu gece de bizi yalnız bırakmayan Pınar Sağ ve Tolga Sağ' a bırakıyoruz sahneyi' sözleriyle anons edilen Pınar ve Tolga Sağ türküleriyle Okmeydanlıları mest etti. Anayasa referandumunda Hayır diyeceğini söyleyen Pınar Sağ bu gece için tüm katılımcılara teşekkür etti. Pınar Sağ'dan sonra sahneyi türkü ve deyişleriyle Tolga Sağ aldı.
Sağ'ların ardından sahneye çıkan dans ekibi sokak dansı figürleri sergiledi. Sahneyi dans ekibinden devralan kreş öğrencileri 'Bir Dünya Bırakın Biz Çocuklara' şarkısı eşliğinde dans ettiler. Sahnedeki son gösteri ise koro idi. Yaz okulu çalışmalarına gelmeyen çocuklar da şarkıları sokakta arkadaşlarından öğrenip şenliğe gelmişlerdi ve sahnedekii yerlerini aldılar. Şenlikte slayt gösteriminin ardından çoşkusunu hiç kaybetmeden sona erdi.
Seni Okmeydanı’nda trafik polisi yaparım.’, reytingi bol bir TV dizisinde geçti bu cümle. İşte o kadar korkuyorlar bu mahalleden, korktukça da saldırıyorlar. Birkaç hafta önce evlerine atılan biber gazından dolayı bir bebek ölümden döndü. Gözleri dönerek saldırıyorlar.
Okmeydanı’na neden saldırır polis? Neden hiçbir yerde kullanmadığı biber gazlarını bu mahallede kullanır? Çocuk yaşlı dinlemez saldırırken… Çünkü Anadolu’dan az aşağısı Filistin’dir. Boyun eğmemiştir zulme, yoksulluğa. 80 darbesini çoktan atmıştır üzerinden. Gazi katliamını duyan binler burada toplanıp Gazi’ye yürümüştür. O sahne hafızalarındadır.
Hayvanice saldırıyorlar. Mahalleyi gaza boğup gidiyorlar en ufak olayda. Ama öncesinde çok kafa patlatıyorlar. Boşuna değil öfkeleri, korkuları. Emekçi bir semttir burası. İnsanları emeklerini satarak yaşarlar. Kıt kanaat geçindikçe öfkeleri bilenir. Bir taraftan da şerbetlidir insanı copuna biber gazına. Aman vermemeli! Önce uyuşturmaya yozlaştırmaya çalış, olmadı ver copu biber gazını.
Mahallenin göbeğine kadar iniyorlar. Önceleri pek olmazmış bu. İnce hesap peşindeler: Kürtler- Türkler birbirlerini pek sevmezler, Kürtler deyince Türkler pek ses etmezler. Hesapları tutmadı. Onlarca insan toplanıverdi, bebeğin zehirlenme haberini duyunca. Kardeşliğimizi bozamayacaklar, komşumuzu bizden ayıramayacaklar, gençlerimizi hırpalamayacaklar. Bir soda olur kafalarında patlar, saksı saksı apartmanlardan boşanır öfkemiz.
Okmeydanı Halkevi 8. olağan genel kurulu 24 Ocak Pazar günü yapıldı. Şube merkezinde gerçekleştirilen genel kurul halkevleri mücadelesini anlatan film gösterimiyle başladı. Ardından oluşturulan divan konuklara söz verdi.
Okmeydanı Halkevi’nin çalışmalarında omuz omuza yürüdüğü dostları bir bir söz aldı. Halkevinde ders veren bir öğretmen, bir ilköğretim öğretmeni, halkevinde çocuğu kurslara gelen bir veli, halkevinde yaşamı değişen bir kadın, AKP mağduru mahalle eczacısı, Okmeydanı gençliği adına bir genç sırasıyla konuşmalar yaptı. Konukların konuşmalarının ardından Okmeydanı Halkevi Başkanı Nayat Yördem söz alarak, bundan sonra mücadelemiz daha da büyüyerek devam edecek dedi. Etkinliğe raporların okunması ve oylanmasıyla devam edildi.
Okmeydanı Halkevi’nin iki yılını anlatan kısa film gösteriminin ardından yeni yönetim oylamaya sunuldu. Kar yağışına rağmen katılımın oldukça kalabalık olduğu Okmeydanı Halkevi Genel Kurulu, Okmeydanı Halkevi gençliğinin oluşturduğu müzik atölyesinin dinletisiyle sona erdi.
Genel Kurula çeşitli yöre ve mahalle dernekleri yöneticileri ve üyeleri, Okmeydanı Cemevi temsilcisi, Şişli Belediyesi meclis üyesi, BDP temsilcileri de katılım gösterdi.
Okmeydanı Halkevi’nin çalışmalarında omuz omuza yürüdüğü dostları bir bir söz aldı. Halkevinde ders veren bir öğretmen, bir ilköğretim öğretmeni, halkevinde çocuğu kurslara gelen bir veli, halkevinde yaşamı değişen bir kadın, AKP mağduru mahalle eczacısı, Okmeydanı gençliği adına bir genç sırasıyla konuşmalar yaptı. Konukların konuşmalarının ardından Okmeydanı Halkevi Başkanı Nayat Yördem söz alarak, bundan sonra mücadelemiz daha da büyüyerek devam edecek dedi. Etkinliğe raporların okunması ve oylanmasıyla devam edildi.
Okmeydanı Halkevi’nin iki yılını anlatan kısa film gösteriminin ardından yeni yönetim oylamaya sunuldu. Kar yağışına rağmen katılımın oldukça kalabalık olduğu Okmeydanı Halkevi Genel Kurulu, Okmeydanı Halkevi gençliğinin oluşturduğu müzik atölyesinin dinletisiyle sona erdi.
Genel Kurula çeşitli yöre ve mahalle dernekleri yöneticileri ve üyeleri, Okmeydanı Cemevi temsilcisi, Şişli Belediyesi meclis üyesi, BDP temsilcileri de katılım gösterdi.





