

Che Guevera ölümünün 43.yılında Okmeydanı'nda yapılan bir etkinlikle anıldı.9 Ekim günü yapılan anma etkinliği liseli genç umutun ve mahalleden gençlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Anma meşaleli yürüyüşle başladı. Yürüyüş sırasında yapılan konuşmalarla Che'nin bugünün devrimci mücadelesi için ne anlam ifade ettiği anlatıldı.'Umut yürek isyan Ernesto'ya bin selam, Gençlik ayağa Deniz Mahir olmaya, Yaşasın halkların kardeşliği, Yaşasın halkın hakları mücadelemiz' sloglarının atıldı. Anma etkinliğinin ikinci bölümü halkevinde yapıldı. Etkinliğin bu kısmında Che'nin hayatını anlatan bir sinevizyon gösterimi ile şiir ve müzik dinletisi yapıldı. Etkinliğe 40 civarı genç katıldı.
Okmeydanı’nın gençleri var, hayatın önemini sokaklarda öğrenen zamanlarını köşelerde bekleyerek geçiren gençleri var. O gençlerin okuyanları, çalışanları, sıkıntıları, hayattan beklentileri var. Mahalle gençlerinin birde köşe'leri var.O köşelerde neden beklediklerini hayattan beklentilerini öğrenmek için bizde o köşelerde bekledik.
Okmeydanı Mahmut Şevket Paşa mahallesinin gençleri hayatın zorluklarında yaşamayı öğreniyor. Gençlerin kimisi okumuyor ve çalışmıyor. Gençler; gidecek yerleri olmadığı için köşelerinde beklediklerini söylüyorlar. Köşelerini o kadar çok benimsemişler ki isim bile koymuşlar örneğin; Devrimci gençlik köşesi, Okmeydanı köşe gençlik, Umut cafe gençlik, Mezar gençlik, Genç Paşalılar ve Kuzey cafe köşesi. Neden bu köşelerde beklediklerini, hayattan beklentilerini, okuyorlar mı çalışıyorlar mı ve sorunlarını öğrenmek için o arkadaşlarımızla konuştuk
Devrimci Gençlik Köşesi-Serkan Tokgöz
Serkan Tokgöz Mahmut Şevket Paşa Mahallesi çınar sokakta oturuyorum. Şişli endüstri meslek lisesinde son sınıf öğrencisiyim ayrıca staj görüyorum. Devrimci gençlik köşesinde bekleme sebebimiz; Arkadaşlarımızla toplu birlik olmak, muhabbet ve sorunlarımızı paylaşmak için buradayız. Hayattan bir beklentim yok çünkü görüyoruz ülkemizdeki sorunları okuyanda bile artık okuma isteği kalmıyor yaşadıkça. Evlerimizde zaten ayrı bir dert maddi sorunlar, bu sorunlardan dolayı manevi sıkıntılarda yaşıyoruz. Böyle bir hayatı gördükten sonra hayattan hiçbir beklentim yok diyorum. Mahallemizde birçok sorunla karşılaşıyoruz örneğin; Birlik, dayanışma, sevgi ve saygı yok mahallemizde. Biz bu mahallede kardeşliğin, birliğin, dayanışmanın olmasını istiyoruz.
Okmeydanı Köşe Gençlik-Erol Arslan
Erol Arslan Mahmut Şevket Paşa mahallesinde oturuyorum. Kasımpaşa Lisesinde 9. sınıf öğrencisiyim. Köşede bekleme nedenimiz; Birçok arkadaşımız maddi sıkıntılardan dolayı okumuyor. Bizler Devrimci sempatizanı olarak mahallemizde yozlaşmaya karşı 10 yıldır mücadele veriyoruz, bu köşe bize ağabeylerimizde kaldı. Ağabeylerimizde bizim yaptığımızı yapıyordu bizde devamını getiriyoruz. Hayattan beklentim; Köşe başlarında beklemek hiç hoşumuza gitmiyor ama biryandan beklemek zorundayız çünkü mahallemizde gün geçtikçe yozlaşan bir gençlik görüyoruz buna izin vermemek için elimizden geleni yapıyoruz. Mahallemizin sorunlarından birisi yozlaşan gençlik. Mahallemizde halı saha var ama maddi durumumuz olmadığı için ve halı saha paralı olduğu için spor yapma şansımız olmuyor. Mahallemizde 10,12 yaşlarındaki çocuklar ellerinde sigarayla mahallede çok rahat dolaşır hale geldiler. Devletin yozlaştırması bütün gençlerimizi etkiyor.
Umut Cafe Gençlik-(Nebi) Can Kabaktaş
Nebi Kabaktaş bu mahallede oturuyorum. Okumuyorum milli güreşçiyim. Maçka Akif Tuncel Lisesinde 10.sınıfa kadar okudum. Okulda Alevi olduğum ve Devrimci olduğum için okuldaki baskılardan dolayı okulu bıraktım. Köşede bekleme sebebimiz; Başka çaremiz yok, okul yok, iş yok mecburen gidecek yerimiz yok semt aşkına burada bekliyoruz. Hayattan beklentim: Eşit, özgür, düşünce özgürlüğüne saygılı bir ülkede eşimle çocuklarımla yaşayabilmek. Mahallemizin gençler üzerine sorunları var gençlerin dengesi bozulmakta, yozlaşan bir gençlikle karşı karşıyayız
Mezar Gençlik-(HACIHÜSREV)Sercan Düz
Sercan Düz Hacıhüsrev ’de oturuyorum. Şişli endüstri meslek lisesinde son sınıf öğrencisiyim. Genelde akşamları vakit bulduğumuz için mahallenin bütün gençliği mezarlıkların tam ortasında bulunan Cura baba türbesinin önünde toplanıyoruz. Hayattan beklentimiz çevremizde saygınlık kazanmak, çevremizi genişletmek peşindeyiz. Mahallemizde; uyuşturucu sorunu var emniyet uyuşturucuyla mücadele yerine halkın birlik ve beraberliğini baskılarıyla bölmeye çalışıyor. Biz çok iyi biliyoruz
Bu baskılar yıkım öncesi mahalle gençliğinin bütünleşmesini önlemek niyetlidir. Ancak biz Hacıhüsrev gençliği olarak bu tür olaylara izin vermeyeceğiz.
Genç Paşalılar-Eray Koz
Eray Koz Acısu'da oturuyorum.Hayattan bir beklentisi olmayan 16 yaşında bir gencim.Okumuyorum okulu bırakma sebebim devamsızlık.Kaptan Paşa Lisesi 1.sınıfta bıraktım.Köşede bekleme nedenimiz arkadaşlarımızla burada buluşup toplanıyoruz,muhabbet ediyoruz kimselere bi zararımız dokunmadan.Mahallemizde bizim gözlemlediğimiz kadarıyla bir sorun göremiyoruz.Mahallemizde olmasını istediğimiz bir şey var;mahalle gençlerinin buluşup ortak kullanabiliceği bir cafe yada kültür evi gibi buluşma yerleri olmasını istiyoruz gençlerin serseri gibi dolaşmasını istemiyoruz.Bizler bu mahallenin gençleri kendimizi MŞP Spor Klübü sevgisiyle yetiştiriyoruz.
Kuzey Cafe Köşesi-Ozan Aslan
Ozan Aslan Piyale paşa mahallesinde oturuyorum. Şişli E.M.L 12. sınıf araç teknolojisi (motor) okuyorum ve staj görüyorum. Kuzey cafe köşesinde bekleme sebebimiz; Arkadaşlarla buluşma yerimiz olduğu için mahallede bir sorun olduğu zaman ona göre müdahalede bulunabilmek ve mahallemizde yozlaşmaya çeteleşmeye karşı çıkmak. Hayattan özgürlük beklentim var bir gün güneş bize de doğması için. Mahallemizde birçok sorun var mesela; Kendisini psikopat olarak nitelendiren yozlaşmış gençlik, cahil toplum anlayışı. Mesela bir kız sokakta rahat dolaşamıyor sözlü taciz edenler oluyor bizler de bunun önünü kesmek için her köşede yoğunlaşıyoruz mantık şu; Bu köşede bizim borumuz öter.
Arkadaşlarımız bize sorunlarını anlattı, neden köşelerde beklediklerini öğrendik. Anladık ki mahalle gençleri mahalleleri için köşelerde bekleyerek hayatı öğrenmeye çalışıyorlar...
Can (Kıpır) OKMEYDANI’NIN SESİ.
Uzun zamandır yapım çalışmaları süren tiyatro sahnesi Okmeydanı Halkevi’nde faaliyete geçti. Okmeydanı Halkevi’nin eski başkanı Cemal Hunulu’nun ustalığı ve Halkevi gençliğinin çıraklığıyla tamamlanan sahne 26 Haziran Cumartesi akşamı bir etkinlikle açıldı.
Halkevlerinin hak mücadelelerinin örgütü olmasının yanında aynı zamanda birer kültür sanat örgütü olduğu ve bu sahnenin Okmeydanı’nında uzun zamandır devam eden kültür sanat atölyelerini ilerletecek bir adım olduğu söylenerek etkinliğe başlanıldı.
Sahneyi önce Okmeydanı Halkevi Müzik Atölyesi aldı. Birbirinden güzel türküler seslendiren atölye büyük alkış aldı. Ardından sahneye çıkan Okmeydanı Halkevi Doğaçlama Tiyatro Atölyesi seyircileri hiç alışık olmadıkları bir tiyatro türüyle tanıştırdı. 4 ayrı oyundan oluşan ve “tiyatro sporu” yöntemiyle sergilenen oyunlar izleyenleri güldürürken düşündürmeyi başardı.
Tiyatro sahnesinin açılışına mahallenin yaşlısı, genci, çocuğu, kadını herkes yoğun ilgi gösterdi. Salon katılımcılara küçük ve sıcak geldi. Henüz perdesi bile olmayan sahnenin ve fiziki özellikleri yetersiz olan salonun eksiklerinin giderilmesi için birlikte plan çıkarıldı.

6 Mayıs 1972'de öldülen devimci önderler Deniz Gezmiş Yusuf Alan ve Hüseyin İnan'ı öldürülüşlerinin yıl dönümünde anıyoruz.
Etkinlik programı:
Mahallede Denizlerin mücadelesinin anlatıldığı yürüyüş
Şiir ve müzik dinletisi
Denizlerin mücadelesi üzerine konuşmalar
Sinevizyon gösterimi
Yer: Okmeydanı Halkevi
Saat: 19.30
Sosyal bir devlet olduğu iddia edilen ülkemizde eğitim ve sağlığın halka
ücretsiz verilmesi gerekirken karşılaştığımız durumlar bizi bazen
düşündürüyor. Konumuz çay dökme hakkı(!). Çay dökme hakkı da olur muymuş demeyin. Böyle bir hakkın olduğunu biz de yeni öğrendik. Ancak bu hak diğerlerine benzemiyor. Parası olan içinmiş.Bunun en son örneğini geçtiğimiz günlerde Dilnihat Özyeğin Lisesi'nde gördük; tenefüste kantinden çay alıp sınıfa çıkan öğrencileri çeviren müdür yardımcısının sözleri yoruma gerek bırakmıyor. Öğrenciyi çeviren müdür yardımcısının sözleri "olmuyor böyle hem aidat vermiyorsun, hem de çayla sınıfa çıkıyorsun. Döktünüz mü hizmetliler temizliyor ama siz aidat vermiyorsunuz" şeklinde. Zira bu okulda eğitim yılı başlarında bağış adı altında öğrenci kayıt parası toplanıyor, sene sonlarında aidat ödemeyenlere karne verilmeyeceği şeklinde ikaz ediliyor ve diplomalar mezunlara "SATILIYOR". Bize de bunları gördükten sonra sosyal devlet nerde demekten başka bir şey kalmıyor.
B.D.

29 Mart 2009 tarihinde Bursa'da AKP karşıtı kampanya yürüyüşünde başbakan Tayyip Erdoğan'a "AMPUL TAYYİP" dedikleri için iki Liseli, iki eğitim sen li öğretmen ve biri Halkevleri genel merkez yöneticisi olmak üzre 5 kişiye Başbakana hakaretten Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dava açılmıştı.Dava açılan liselilerden Ozan Kaplanoğlu' nun birinci dava sonucu 3 ay 26 gün kamu hizmetinde çalışma cezası alması herkesi şaşırtmıştı ancak dava bununla sınırlı kalmadı, peşinden ikinci hatta üçüncü dava açıldı.İkinci dava 31 Mart 2010 tarihine ertelenirken, üçüncü davanın ilk duruşması 11 Mayıs 2010 da görülecek.Biz de Akp nin "AMPUL TAYYİP" diyen öğrencilere karşı tahammülsüzlüğünü, tavizsiz saldırısını gündeme getirmek için Ozan Kaplanoğlu ile sohbet ettik.
Veli:Başbakan Tayyip Erdoğan'a Ampul dediğin için yargılanıyorsun.Neden ampül?
Ozan:Birincisi ampul tayyip erdoganla özdeşleşmiş bir jargon aslında. Partisinin amblemi olması değil, hakaret etmek de değil; bir çeşit Tayyip'i anlatma sanatı diyelim biz buna.
Veli:Bu size açılan 3. dava.Neden bu kadar baskı kuruyorlar sence?
Ozan: Aslında bu memlekette suç kavramı insanların düşündüğü gibi değil. Mesela bursa'da gençlerin uyuşturucu kullanma oranı çok yüksek ve bu gençler arasında uyuşturucunun meşruiyeti de aynı biçimde yüksek. uyuşturucu ve kadın pazarlama da, sistemin piyasalaştırma sürecini uygulayabilmesi için halka uyguladığı yozlaştırma politikalarından ikisi.Tabi doğrudan bunun devlet kontrolunda yapılması anlamına geliyor. Polisin, idarenin işbirliğinde uygulanan yozlaştırma politikaları. Dolaylı olarak aslında sistem tarafından kendini meşrulaştıran ve aynı zamanda koruyuculuğunun da altına aldığı birşey haline geliyor uyuşturucu tezgahı. Ancak bizim yaptığımız şey bunların tamamının içerisinde, bunların tamamına alternatif oluşturan birşey.
Ampul tayyip hükümeti eleştirmektir, ampul tayyip sistemi eleştirmektir, ampul tayyip parasız eğitim, parasız sağlık demektir. Bu da devletçe suçtur.
bu yüzden bursa'da ampul tayyip diyenler yargılanıyorlar.
Veli:Çevrendekiler, ailen nasıl karşıladılar bu durumu? Yargılanma sürecinde sana destek oldularmı?
Ozan:Aslını söylemek gerekirse ailem çok endişelenmediler. Çünkü daha önce bu sebepten açılmış olan davada 2 arkadaşımıza 920 şer lira para cezası verilmişti. Yargılanma sürecinde pek destek oldukları söylenemez, mahkemeye yetişebilmem için sabah uyandırmaları dışında...
Veli:Bu durumda korkularının sebebi, yine AKP nin baskıcı politikaları diyebilirmiyiz peki?
Ozan:Pek korktukları söylenemezdi. Çünkü tam o süreçte yargı-akp çatışmasının alevli olduğu bir süreçti ve bu sebepten aleyte bir karar çıkacağı düşünülmüyordu ailem tarafından.Yargı kendi içerisinde çakışıyor. Bir yerde ampul hakaret sayılırken diğerinde sayılmıyor. Biryerde ampul dediği için savcılık tarafından soruşturma açılırken bir yerde kale bile alınmıyor.Ampul demek suç ise neden sadece Bursa'da ampul tayyip diyenler yargılanıyor. Öyleyse Türkiye'de suçlar ve suçlular istenildiği yerde, istenilen şekilde ve istenen kişilere mi yükleniyor.Yargı isteğe bağlı mı?
VeLi:Pişmanmısın?
Ozan:Hayır değilim. Ben yaptığım şeyin suç olduğunu düşünmüyorum. Ben hükümeti eleştiriyorum. Hükümeti eleştirmek suç mu? Evet bu memlekette 18 yaşından küçüksen 3 ay 26 gün, 18 yaşından büyüksen 11 ay 20 gün demek. ya da para cezasına çevirip 920 lira ödemek. Akp hükümeti karşısında olana bu kadar düşman. Akp hükümetinin karşısında düşman olmak suçsa ben Ampul Tayyip dediğim için pişman değilim.
Veli:Halen ampül diyormusunuz?
Ozan:Ülkenin neredeyse yarısının açlık sınırında yaşamasına sebep olan birine Ampul demeyeceğiz de ne diyeceğiz.Bu memlekette halkın hakları hak olarak görülmedikçe, eğitim sağlık, ulaşım barınma parasız olmadıkça, liseler liselilerin olmadıkça, ne ampul tayyipler bitecek, ne de onlara ampul tayyip diyenler. Biz ampul tayyip demekten vazgeçmiyoruz. "Bizde ampule ampul denir.Ya sizde?"
Veli:Başbakan Tayyip Erdoğan'a Ampul dediğin için yargılanıyorsun.Neden ampül?
Ozan:Birincisi ampul tayyip erdoganla özdeşleşmiş bir jargon aslında. Partisinin amblemi olması değil, hakaret etmek de değil; bir çeşit Tayyip'i anlatma sanatı diyelim biz buna.
Veli:Bu size açılan 3. dava.Neden bu kadar baskı kuruyorlar sence?
Ozan: Aslında bu memlekette suç kavramı insanların düşündüğü gibi değil. Mesela bursa'da gençlerin uyuşturucu kullanma oranı çok yüksek ve bu gençler arasında uyuşturucunun meşruiyeti de aynı biçimde yüksek. uyuşturucu ve kadın pazarlama da, sistemin piyasalaştırma sürecini uygulayabilmesi için halka uyguladığı yozlaştırma politikalarından ikisi.Tabi doğrudan bunun devlet kontrolunda yapılması anlamına geliyor. Polisin, idarenin işbirliğinde uygulanan yozlaştırma politikaları. Dolaylı olarak aslında sistem tarafından kendini meşrulaştıran ve aynı zamanda koruyuculuğunun da altına aldığı birşey haline geliyor uyuşturucu tezgahı. Ancak bizim yaptığımız şey bunların tamamının içerisinde, bunların tamamına alternatif oluşturan birşey.
Ampul tayyip hükümeti eleştirmektir, ampul tayyip sistemi eleştirmektir, ampul tayyip parasız eğitim, parasız sağlık demektir. Bu da devletçe suçtur.
bu yüzden bursa'da ampul tayyip diyenler yargılanıyorlar.
Veli:Çevrendekiler, ailen nasıl karşıladılar bu durumu? Yargılanma sürecinde sana destek oldularmı?
Ozan:Aslını söylemek gerekirse ailem çok endişelenmediler. Çünkü daha önce bu sebepten açılmış olan davada 2 arkadaşımıza 920 şer lira para cezası verilmişti. Yargılanma sürecinde pek destek oldukları söylenemez, mahkemeye yetişebilmem için sabah uyandırmaları dışında...
Veli:Bu durumda korkularının sebebi, yine AKP nin baskıcı politikaları diyebilirmiyiz peki?
Ozan:Pek korktukları söylenemezdi. Çünkü tam o süreçte yargı-akp çatışmasının alevli olduğu bir süreçti ve bu sebepten aleyte bir karar çıkacağı düşünülmüyordu ailem tarafından.Yargı kendi içerisinde çakışıyor. Bir yerde ampul hakaret sayılırken diğerinde sayılmıyor. Biryerde ampul dediği için savcılık tarafından soruşturma açılırken bir yerde kale bile alınmıyor.Ampul demek suç ise neden sadece Bursa'da ampul tayyip diyenler yargılanıyor. Öyleyse Türkiye'de suçlar ve suçlular istenildiği yerde, istenilen şekilde ve istenen kişilere mi yükleniyor.Yargı isteğe bağlı mı?
VeLi:Pişmanmısın?
Ozan:Hayır değilim. Ben yaptığım şeyin suç olduğunu düşünmüyorum. Ben hükümeti eleştiriyorum. Hükümeti eleştirmek suç mu? Evet bu memlekette 18 yaşından küçüksen 3 ay 26 gün, 18 yaşından büyüksen 11 ay 20 gün demek. ya da para cezasına çevirip 920 lira ödemek. Akp hükümeti karşısında olana bu kadar düşman. Akp hükümetinin karşısında düşman olmak suçsa ben Ampul Tayyip dediğim için pişman değilim.
Veli:Halen ampül diyormusunuz?
Ozan:Ülkenin neredeyse yarısının açlık sınırında yaşamasına sebep olan birine Ampul demeyeceğiz de ne diyeceğiz.Bu memlekette halkın hakları hak olarak görülmedikçe, eğitim sağlık, ulaşım barınma parasız olmadıkça, liseler liselilerin olmadıkça, ne ampul tayyipler bitecek, ne de onlara ampul tayyip diyenler. Biz ampul tayyip demekten vazgeçmiyoruz. "Bizde ampule ampul denir.Ya sizde?"
Okmeydanı gençliği Che’nin ölümünün 42. yılında mahalle sokaklarına Che’nin mücadelesi taşıdı. Okmeydanı Halkevi önünden başlayan yürüyüş boyunca gençler ellerinde meşaleler Che posterleri ve flamalarla mahalleyi dolaştı. Yürüyüş boyunca “Gençlik yürüyor, mücadele büyüyor”, “Ernesto’ya sözümüz devrim olacak” sloganları atıldı. Yürüyüş boyunca yapıaln konuşmalarda tıpkı Che gibi, tıpkı Dev-Genç’liler gibi gençliğin bugün de halkın yanında oldu, halkın hakları için mücadele ettiği vurgulandı. 60 kişinin katıldığı yürüyüşe yer yer mahalle halkı da katıldı veya alkışlarıyla destekledi.
Yürüyüşün ardından yeniden halkevi önüne gelen gençler burada Dev-Genç marşını söyledikten sonra saygı duruşuyla etkinliklerine başladı. 10 Ekim gününün de Dev-Genç’in kuruluş günü olduğu, bugün Dev-Gençli olmanın emperalizme ve onun işbirlikçilerine karşı halkın eğitimden barınmaya her hakkını savunmak demek olduğu üzerine yapılan konuşmanın ardından bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Kısa filmin ardından şiirler okundu ve Okmeydanı Halkevi müzik atölyelerinde çalışan gençlerin hazırladığı kısa bir müzik dinletisiyle etkinlik sonlandırıldı.
Yürüyüşün ardından yeniden halkevi önüne gelen gençler burada Dev-Genç marşını söyledikten sonra saygı duruşuyla etkinliklerine başladı. 10 Ekim gününün de Dev-Genç’in kuruluş günü olduğu, bugün Dev-Gençli olmanın emperalizme ve onun işbirlikçilerine karşı halkın eğitimden barınmaya her hakkını savunmak demek olduğu üzerine yapılan konuşmanın ardından bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Kısa filmin ardından şiirler okundu ve Okmeydanı Halkevi müzik atölyelerinde çalışan gençlerin hazırladığı kısa bir müzik dinletisiyle etkinlik sonlandırıldı.
Okmeydanı’nda bir aydır süren yaz okulu 19 Ağustos gecesi gerçekleştirilen şenlikle sonlandırıldı. Etkinlikler ise devam ediyor.
20 Ağustos sabahı halkevinde yeniden bir araya gelen çocuklar, aileleler ve öğretmenler İstanbul Oyuncak Müzesi’ne bir gezi düzenledi. Çocuklar önce oyuncak müzesinin nasıl kurulduğunu anlatan filmi izledi ve ardından kat kat dolaşarak müzedeki oyuncaklara baktılar. Hitler oyuncağını tanıyıp “bu adam faşist” diyen çocuklar aya yolculuğu anlatan kısımda uz
ayla ilgili sohbetler ettiler. Çocukların birçoğu akıllarında en çok kalan oyuncağın izledikleri filmde Sunay Akın’ın 5 yaşında elinde tuttuğu gemi olduğunu söylediler.
ayla ilgili sohbetler ettiler. Çocukların birçoğu akıllarında en çok kalan oyuncağın izledikleri filmde Sunay Akın’ın 5 yaşında elinde tuttuğu gemi olduğunu söylediler. 
Liseli kadınlar 8 mart kadınlar gününden önce okmeydanı'nda liseli kadınların sorunlarını tartısarak çözüm arayacak ve 4 mart çarşamba günü saat 15:30'da etkinlik başlayacaktır. film gösterimi ve söyleşi olacaktır.
Resmi araçların özel işlerde kullanılmasının yasalara göre yasak olduğunu biliyoruz. Polislerin yasaları korumak amacıyla görev yaptıkları iddiasını da düşünürsek durumun vehameti ortada. Ancak bence sorun bu kadarla da sınırlı değil. Son günlerde "dur ihtarına" uymadığı gerekçesiyle polis tarafından öldürülen genç arkadaşlarımızı düşündükçe okulumuzda polis görmekten ek olarak rahatsız oluyoruz.
AKP hükümeti döneminde kriz gerekçesiyle işten çıkarılan binlerce işçiden biriyim. 19 yaşındayım. Çalıştığım yerde benimle birlikte toplam 30 kişi işten çıkarıldı. Ama ben kendime üzülemedim bile. Çünkü o insanların o işe benden daha çok ihtiyacı vardı. Evde çocukları ve bakacakları aileleri var, kira veriyorlar. Ben de ilk çıktığım gün o insanları düşünüyordum, "acaba şimdi ne yapcaklar" diye. Ve o anda Tayyip Erdoğan'ın ilk başlardaki "kriz bizi teğet geçecek" lafı aklıma geliyor. Gün geçtikçe ve de krizden yoksul halkın zarar görmesi nedeniyle içimden o adama ayakkabı fırlatmak geliyor. Çünkü yalan söylüyor. Ve kendi çocukları ve yakın çevresindekiler kriz mriz dinlemeden zenginliklerine zenginlik katıyor.